Müzeyyen Nine'nin özlü sözleri
Anneannem.. Kendisi 80'li yaşlarına çoktan ayak basmış bir Anadolu kadını. Eskişehir'in çoğunluğu Manavlar'dan oluşan Kayı Köyü'nün yerli ve asil ailelerinden.
Müzeyyen Nine, şu an, yıllara meydan okurcasına, seneler boyu belinden muzdarip olduğu rahatsızlığına inat, ihtiyacı olan bünyelere her türlü akıl verme görevini sürdürmektedir. Nasıl mı? İşte, onun söyleyip de benim yakalamayı başardığım özlü sözlerden bir kuple... Bu sayfada bu az duyulmuş atasözlerimizden bir demet bulacaksınız.
Yorumunuz, teşekkürünüz, eleştiriniz ya da herhangi bir düşünceniz olduğu vakit, hiç çekinmeden bana hasan{et}h-ates{nokta}com adresi üzerinden bir e-posta yollamanızı rica ediyorum.
Şimdi söz Müzeyyen Nine'mizin..
- Yeni pabuç yürüyüş öğretir, çok para akıl öğretir.
- Hamı tatlı, olgunu acı. ("çocuk" manasında)
- Bu dünyada bana bulgur ver, öte dünyada pirinç vereyim.
- İşini becer/bil, dokuz çömlek aş ye.
- Saç sefadan, tırnak cefadan büyür.
- Paranı bit yesin, kendini it yesin.
- Karı sesi, para sesi, su sesi.
- Dedesi koruk yemiş, torununun dişi kamaşmış.
- Katıra "Atan kim?" demişler, "At dayım." demiş.
- Yaşayayım dedim mecal yok, öleyim dedim ecel yok.
- Güzelin anızı kalır, çirkinin domuzu.
- Sofrada elin güzel olsun, mecliste de dilin.
- Aklıma geldi avradım, kalktım kapıya uğradım.
- Açıldım gül oldum, evlendim el oldum.
- Tükürsem yüzün, çıkarsam gözün.
- Ölüyü gömerler, deliye gülerler.
- Kardeş kapısı, er geç kapısı.
- Var yiğidin kartına, oturtur can tahtına; var yiğidin gencine, her gün gönlün incine.
- Ölü evinde ağla, düğün evinde oyna. / Ölüye var ağla, düğüne var oyna.
- Kiminin devesi, kiminin duası.
- Horoz çok olunca sabah geç olur.
- Yeni taam eski boğaz, çıksın gitsin silli maraz.
- Tırnağın varsa başını kaşı.
- Altın eşikli, boklu beşikliye muhtaçtır.
- Gurbete giden kişi, n'eylesin altını gümüşü, yeter onun gözünün yaşı.
- Köpek ürer köy sandım, baca tüter ev sandım.
- Atın iyisine duru, adamın iyisine deli derler.
- Ölüme dokunan gülmez, başına gelmeyen bilmez.
- Yorgun eşeğe çüş bahane.
- Can çıkar, boğaz tıkar.
- Adam sandım eşeği, çift yaydım döşeği.
- Gelin iki oldu, etim diki oldu.
- Bekârın parasını it, yakasını bit yer.
- Kurt kocayınca kurdun mezesi olur.
- Ucuzdur vardır illeti, pahalıdır vardır lezzeti.
- Yağlı da bir yavan da bir yiyene, güzel de bir çirkin de bir sevene.
- İşten artmaz, dişten artar.
- Yünlü koyun yolmaya kolay, alçak eşek binmeye kolay.
- Eğdim dalını, aldım gülünü.
- Bokunda boncuk buldu da içinde mercan arar.
- Bir buldun iki istersin, ağca buldun çıkı istersin.
- Ölü gözünden yaş, imam evinden aş çıkmaz.
- Zenginim diye güvenme bir kıvılcım yeter, güzelim diye övünme bir sivilce yeter.
- Meftayı çok yuma, ya osurtursun ya sıçırtırsın.
- Kimi yan verir, kimi can verir.
- Gezen tilki, yatan aslandan iyidir.
- Acıkan yanağından, susayan dudağından.
- Anadan olur buzağı, dökülür çamın kozağı.
- Kapı çalınmış. Evin kızı kapıya bakmış. Annesi sormuş:
-Kim?
-Halam.
-Elinde nesi var?
-Hiçbir şeyi yok.
-Yok, de.
Sonra birisi daha kapıyı çalmış. Evin kızı kapıya bakmış. Annesi sormuş:
-Kim?
-Küçük halam.
-Elinde nesi var?
-Sinisi var.
-Aç kapıyı gelsin. Bizden başka KİMİSİ var...
- Mihalıççık taraflarında Mimar Sinan bir cami yaptırmış. Balkonunun duvarına tahtayla şu notu yazmış:
Falan ölmüş
Filan ölmüş
Birgün derler
Sinan ölmüş...
- Peynir alan miralay
Askerin alay alay
Al kızları askere
Askerlik olsun kolay
- Ben de sizin gibi
Yolu süpürür de geçerdim
Suyu üfürür de içerdim
- Yenircesi var
Tutarcası yok
(çabuk acıktığı bir yemekten sonra demişti.)
- Aynı evde yaşayan iki eltilerden birinin dört oğlu diğerinin dört kızı vardır.
Dört oğlu olan hatun sofraya oturunca kendi çocukları çok yesin diye kızlara seslenirmiş:
-Az yiyin sümüklüler; oğlan boğazı KOL kadar, kız boğazı KIL kadar olur...
(bu hikaye gerçektir.)
- Oğlanlı karıyım, unvanlı karıyım.
- Misafir geldiyse
Buyursun otursun yere
Su içmek istiyorsa
İşte dere
- Densizi deveye bindirmişler:
-Ayaklarım yerde, demiş.
- Koyuna kuyruğu yük olmazmış.
- Neresi ağrıyor
Orası bağırıyor
- Yer içer hasta,
Döşeğe sıçar hasta.
- Bir eve gelin gelmiş.
Evde bir de evli olmayan görümce varmış.
Malum, gelini görümce sevmezmiş.
Birgün gelin bir bebek doğurmuş.
Bebek bu, altına pisler elbette.
Gelin bebeğin altını temizlerken görümce:
-Aman bu kakayı nasıl temizliyorsun? Buna el sürülür mü? der, alay edermiş gelinle.
Geline bu sözler pek dokunurmuş.
Serde gelinlik var sesini çıkarmazmış.
Günlerden bir gün bizim görümce de evlenmiş bir bebek dünyaya getirmiş.
Bebek bu altına pisler.
Görümce bebeğin altını yıkamak için bizim gelinden yardım istemiş.
Gelin suyu iyice kaynatmış.
Görümcenin elleri kakalıyken dökmüş sıcak suyu ellerine. Görümce:
-Ayyy! deyip sokmuş kakalı elini ağzına.
Bugünü bekleyen gelin:
-BİZDE YURLAR, SİZDE YERLER! DEMİŞ.
(Empati bundan daha güzel anlatılabilir mi?)
- Bir eve misafir gelmiş.Ev sahibi oturmuş, misafir oturmuş. Bir süre sonra misafir esnemeye başlamış. Ev sahibi:
-Efir efir esnersin, uykusuz musun susuz musun?
-Suyun başında uyudum uyudum da geldim.
Yani AÇIM demek istemiş...
- Dünyada üç işi acele yapmak gerekirmiş.
1 Misafirine sofrayı hemen kur.
2 Oğlunu hemen evlendir.
3 Ölünü hemen göm...
- Birgün delikanlı pilava kaşığı saplar. Yani 'Beni evlendirin! 'der.
Anası babası kolları sıvar. Bir kız bulur, evlendirirler.
Köy yeri bu, iş güç bitmez. Gerdek gecesinin ertesi gün çiçeği burnunda damat tarlaya çalışmaya götürülür.
Bulduğu gölgede uyumaya kalkar.
Bu sırada yüzüne konan sinekleri bile kovalamaya hali yoktur.
-SİNEKLER GİDİN BABANIZ SİZİ DE EVERSİN.
der.
- Birgün bir kızı istemeye giderler. Kaynana yanındakilere kızın ağzının çok büyük olduğunu söyler. Kız bunu duyar.Kızın gözleri pek güzelmiş. Kaynananın burnu pek büyükmüş. Hazırcevap kız:
GÖZ SÜZÜLÜR
AĞIZ BÜZÜLÜR
İLLE BURUN İLLE BURUN.
der.
(buruna yapacak brşey yok, tabi ki...)
- Bir gelin getirmişler eve. Gelin hiç iş yapmazmış, sürekli kitap okurmuş. Kaynana ile kayınpeder gelini kırmadan ona iş yapması gerektiğini ima etmek istemişler.
Kendi aralarında evi süpürmek için tartışmışlar. Kayınpeder:
-Ben süpüreyim.
Kaynana:
-Ben süpüreyim.
demiş.
Gelin hiç oralı değil:
-ROMANIMI ŞAŞIRTIYORSUNUZ,SIRAYLA SÜPÜRÜN,KAVGA ETMEYİN(!)...
- Eşini aldatan erkekler için HARAM DATLI ,HELAL KIYMATLI...
- Eskiden kızlar evlenmek istediklerini dama çıkıp miyavlayarak ima edermiş. Kızın teki bu adeti hiç beğenmemiş. Miyavlamak istememiş. Yaşı 18 olmuş, yok; 19 olmuş, yok; 20 olmuş,yok...
Bakmış evde kalacak.Sonunda dama çıkmak zorunda kalmış:
-ADETİNİZ KURUSUN MİYAAAV, TÖRENİZ KURUSUN MİYAAAV...
- Bir delikanlının kapısna azrail gelmiş dayanmış, canını alacağım diye. Delikanlı:
-Haber vermeden niye geldin. Daha yapacak çok işim var.
demiş.
Azrail:
-İyi madem,deyip, gitmiş.
Aradan yıllar geçmiş. Azrail yine gelmiş dayanmış adamın kapısına. Adam sinirlenmiş:
-Hani haber verecektin? diye çıkışmış azraile.
Azrail:
-BELİNİ BÜKTÜM ANLAMADIN MI, GÖZÜNÜN FERİNİ ALDIM ANLAMADIN MI, SAÇLARINI BEYAZLATTIM ANLAMADIN MI, DİŞLERİNİ DÖKTÜM ANLAMADIN MI...
- Koç yiğidin ilk üdünü (çocuğu) kız ola,onun da ömrü az ola...
- Yaralı parmağa iş .mez.
- Çok genç yaşta bir kadın kocasını kaybetmiş. Çocuklarını büyütmüş. Birgün hoca efendi vaaz verirken:
-Dul kalan annelerinize evlenmek ister misiniz, diye sorunuz.
demiş.
O sıra kadına bir talip çıkmış. Oğul eve gitmiş. Annesine:
-Anne seni birisi istiyor.Evlenmek ister misin?
demiş.
Un elemekte olan kadın, eleği elinde evin içinde gezinmeye başlamış. Her yer un olmuş. Oğul:
-Anne ne yapıyorsun, her yer battı.
demiş. Anne:
-ANANA GÖRE HER TEKNE...
- Ayıydı mayıydı kocamıdı,
Çalıydı çırpıydı odamıdı...
- Dilencilik yapan bir kız, zengin bir aileye gelin gitmiş. Dilenme alışkanlığından kurtulamamış. Evinin duvar diplerine ekmek kırıntıları koyup:
-ALLAH RIZASI İÇİN BİR SADAKA.
der, dilenirmiş...
- Bir karı kocanın çocuğu olmamış.
Birgün oturmuş ağlarlarmış.
Sormuşlar:
-Neden ağlıyorsunuz?
-Şu duvarda asılı bir balta var. Bir çocuğumuz olursa, bu balta cocuğumuzun üstüne düşerse, çocuğumuz ölürse...SAMET!SAMEEET!
(Olmayan çocuğa isim de konmuş...)
Anneannem gereksiz kaygilanılan durumlarda anlatırdı.
- Karı koca geçimsizmiş. Adam evi terk etmek istamiş. Kadın:
Eğdim dalını
Aldım gülünü
- Yamadan gel yamadan
Kan damlıyor kamadan
Böyle sevda mı olur
Beni iste babamdan
(yama: yamaç)
- Bahçelerde ıssırgan
Gavur değil müslüman
Sür yüzünü yüzüme
Yemin ettim ıssırmam
- Mezarımı eşecekse de yeter
Suratıma edecekse de yeter...
(Çok çocuk yapılmaması için derdi.)
- Sarımsağı evlendirmişler kırk gün kokusu çıkmamış.
- Bir eve gelin getirmişler.Gelin :
-Eviniz kokuyor .
diye söylenmiş durmuş günlerce.
Bir ay, iki ay derken...
Bir gün demiş ki:
-Evinizi temizledim. Artık kokmuyor.
Kaynana:
-Gelinim, evimiz yine aynı kokuyor. Senin burnun alıştı...
- Güzele yonga koysan yakışır.
- Kızı kız iken görme, gelin iken gör; gelini gelin iken görme, beşik başında gör...
- Kızı güzden
Tarlayı düzden
Kuzuyu gezdan alacaksın...
(gezdan:bir yaşından iki yaşına kadar olan keçi yavrusu.)
- Bir kadıncağız iyice yaşlanmış. Kızının yanına gitmek zorunda kalmış. Gitmiş gitmesine ama 'Evim de evim, bilezikli yorganım.' dermiş.
Bilezikli yorganı damat merak etmiş. Kaynanasının çok bileziği var, diye düşünmüş.
Birgün kaynanasını kendi evine götürmüş. Bir köşeye saklanmış. Bilezikli yorganı çıkarmasını beklemiş.
Kadın kendi yatağına uzanmış, eski püskü yorganının bir deilğinden bir kolunu, diğer deliğinden diğer kolunu geçirmiş:
-Oooh bilezikli yorganım...
demiş.
Paylaş
© 1927-2011 Müzeyyen Akyüz